Yeme bozukluğu yaşayan kişilerin ilk dikkat çeken özelliği vucut imajlarının bozuk olmasıdır. Bu kişiler ne kadar zayıflarsa zayıflasınlar, kendilerini şişman veya fazla kilolu olarak tanımlarlar. Kilo almanın, kendisi için mükemmel olmadığı anlamını taşıyacağı düşüncesindedirler. Yeme bozukluğu yaşayan kişiler, yaşamlarını kontrol edemediklerini hissederler ve en azından kendi beden kontrollerini sağlamayı başarı olarak algılarlar.

Yeme bozukluğu yaşayan kişilerde, bireysel standartların çok yüksek olduğu görülür. Genellikle mükemmeliyetçi bir kişilik yapısına sahiptirler.

Yeme bozukluğu yaşayan kişiler, kendi durumlarının farkına vardıklarında, sorunlarını çözmek için çaba sarf ederler, ama, genellikle geçerli çözüm yollarını kullanmadıkları görülür. Ancak sorunları ile yüzleşmeyi başarabildiklerinde, bu konuda yararlı olabilecek ve yol kat edebilecekleri bir tedavi girişiminde bulunabilirler.

Yeme bozukluğu sorunu olan kişilerin sosyal ilişkilerinin kısıtlı olduğu gözlemlenmektedir. Neredeyse, sosyal ilişkileri yok denebilecek ölçüde az olduğu şeklinde tanımlanabilir. Bu kişilerin ikili ilişkileri de genellikle “bağımlı ilişkiler” olarak tanımlanabilir.

Yeme bozukluğu tanısı alan kişilerin, erken çocukluk yaşlarında yaşanan bir travmatik yaşantı olasılığı yüksektir ve bundan kaynaklı suçluluk duyguları yaşayabildikleri araştırmalarla saptanmıştır.

Yeme bozukluğu bulunan kişiler, bireysel problemlerini çözümlemek yerine, problemden kaçış yollarını tercih ederler. Bu konuda daha çok geçici çözümlerle günü kurtarma eğilimi gösterirler.

DSM IV-TR’ ye göre iki tane yeme bozukluğu tanımlanmıştır. Bunlar; Anoreksiya Nevroza ve Bulumia Nevroza olarak isimlendirilmiştir. Her ikisini önce daha net olarak tanımlamak doğru olacaktır.

Anoreksiya Nevroza

Anoreksiya Nevroza, aşırı kilo kaybı ile karakterize bir yeme bozukluğudur. Daha çok yüksek sosyal sınıftan kişilerde, özellikle ergenlik çağında görülür.%90-%95 gibi yüksek oranlarda kadınlarda ve genç kızlarda ortaya çıkar.

Anoreksiklerde belirtiler çoğunlukla depresyon belirtileri ile eş zamanlı olarak ortaya çıktığı gözlemlenmektedir.

Anoreksiya Nevroza da psikolojik belirtilere bazı fiziksel sıkıntılar da eşlik eder. Bunlar; düşük tansiyon, kabızlık, karın ağrıları, ciltte bozukluklar, vücudun susuz kalması, vb. olabilir. Bu eşlik eden problemlerin nedeni vücudun gıdasız kalmasıdır ve bu sıkıntilar yan etkiler olarak ortaya çıkar.

Anoreksikler, başkalarına yemek yapmayı, yedirmeyi severler ve bu konuda, törensel davranışlar sergilerler.

Anoreksiya Nevroza, başladıktan bir süre sonra kronik bir hastalık olarak devamlılık gösterebilir. Anoreksiklerin yaklaşık %5’ i açlıktan yaşamlarını kaybederler.

Anoreksiya Nevrozayı tam olarak tanımlayabilmek için DSM IV-TR’ ye bakmak yararlı olacaktır.

– Anoreksikler, yaş ve boylarına uygun kiloda olmayı kabul etmezler,

– Anoreksikler, çok zayıf olmalarına rağmen kilo almaktan korku duyarlar,

– Anoreksikler, çok zayıf olmalarına rağmen, kendilerini kilolu olarak algılarlar, vücut imajları bozuktur.

– Kadın Anoreksiklerde menstruasyon yani adet döngüsü bozuktur.

Anoreksiklerin yaklaşık olarak %50’sinde, Blumia belirtileri gözlemlenir.

Blumia Nevroza

Blumia Nevroza tanısında, yoğun ve tüketebileceklerinden fazla yiyecek alarak tüketmeye çalışmaları, yiyemediklerinde, kusup tekrar yemeğe çalışmaları ile karakterize bir yeme bozukluğudur. Bazı durumlarda, gastronomik krizler halinde yaşanabilir. Doyumları yediklerinin tadından değil, kendilerini doldurmaktan ileri gelir. Tüm yiyecekleri tüketene kadar bu döngü sürer. Bu davranış örüntüsünden çok ciddi sıkıntı hissederler.

Blumia Nevroza da, tıkınma nöbeti çevreden gizlenmeye çalışılır. Bu gastronomik nöbetler, kişide artık karın ağrısı yoğunlaştığında, uykunun gelmesiyle veya bir şekilde engellenmeyle karşılaştığında ancak kesilir.

Blumikler, düzenli yemek yerlerse kilo alacaklarına dair gerçek dışı bir inancı kendilerinde pekiştirmişlerdir. Açlıklarını bastırmak için yemediklerini kendileri de ifade ederler.

Blumiklerin özellikle belirgin çaresizlik duyguları vardır. Gün içerisinde yaşadıkları hayal kırıklıkları yeme krizlerini aktive eder. Öz saygılarında belirgin düşüklük gözlemlenir. Blumiklerin yemelerini kontrol edemeyişleri, depresyon yaşantılarına neden olabilir. Blumia Nevroza yaşayanların, bu sorunlarının yanı sıra, sıkıntılarına eşlik eden kaygı bozuklukları yaygın olarak görülür. Kadın blumiklerde adet dögüsü düzensizlikleri de sıklıkla ortaya çıkar.

Blumianın başlangıcında, kişinin yaşamında yoğun bir stres tetikleyicisi olabilir.

DSM IV-TR’ ye göre, Blumia Nevroza tanı kriterleri;

– Yinelenen tıkınırcasına yeme krizlerinin bulunması,

– Kilo almaktan duyulan korku nedeniyle, kendini kusturma, laksatif veya diüretiklerin uygun olmayan tarzda, kötü kullanımı,

– Gastronomik krizlerin ve bunları dengelemeye yönelik davranışların, üç ay süreyle ve ortalama, haftada en az iki kez ortaya çıkması,

– Kendini değerlendirmede, vücut biçiminden aşırı etkilenme,

olarak sınıflandırılabilir.

Anoreksiya Nevroza Blumia Nevroza Arasındaki Farklar

– Blumikler, Anoreksiklere göre, bu sorunu yaşamaya başlamadan önce daha kiloludurlar.

– Blumikler bu sorunu yaşamadan önce daha fazla sosyal yaşamın içinde yer alırlar.

– Blumiklerin duygu-durumları, Anoreksiklere göre daha fazla değişkenlik gösterir.

– Araştırmalara göre, Blumikler, Anoreksiklere oranla madde kullanımı veya çalma gibi, antisosyal davranışlara daha fazla yatkınlık gösterirler.
Yeme Bozuklukları: Anoreksiya Nevroza-Blumia Nevroza
– Anoreksiklerin yarısında Blumia belirtileri, Blumiklerin 1/3’ ünde Anoreksiya belirtisi görülür.

Tedavi

Anoreksiya Nevroza olsun, Blumia Nevroza olsun, tüm yeme bozukluklarında, ilaç tedavisinin günlük çözüm olduğu yapılan çalışmalarla bilinmektedir. Terapötik yardımın Yeme Bozukluklarında etkin ve kalıcı bir etki yaratabildiği düşünülmektedir.

Yeme Bozukluklarında verilecek terapötik yardımın planlanmasında, başlangıcın ergenlik çağı olduğu dikkate alınır. Ergenlik çağındaki düşünce yapısı ve yaşamında etkili olabilecek önemli olaylar özellikle bir büyüteç altına alınarak, bu sorunun tetikleyicisi olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Terapi süreci özellikle, kişinin psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimleri dikkate alınarak planlanır. Buna, kişinin cinsel anlamdaki olgunluğunun da dahil edilmesi önem taşır. Terapötik yardımda, ailenin de çalışma programına dahil edilmesi yararlı sonuç vermektedir.

Yeme Bozukluklarında, Grup terapilerinin de ciddi anlamda çözümsel etkinliğe sahip olduğu bilinmektedir.

Kaynak: Thomas F. Ottomans, John M. Neale, Gerald C. Davison

KATEGORİ: Makale

Yorumlar