Evlilik terapilerinde, bazı çiftlerin sorunlarının çözülmesi, hem çift açısından hem terapist tarafından gerçek anlamıyla “zorlu” bir süreçtir. Onları evlilik terapisi sürecinde de bu isimle anmayı doğru buluyorum; Zorlu çiftler.

Zorlu çiftler, birbirleriyle olan problemleri çözmekte zorluk çeker, birliktelikleri ile ilgili sorunları yüzünden yine birlikte acı çeker. Bu çiftler, evlilik terapilerindeki seanslarda çok yoğun çaba sarf eder, ama birbirlerini aşağı çeken bir görüntü sergilerler. Evlilik terapisinin sıkıntılı süreçlerinde terapistlerine karşı suçlayıcı bir tavra bürünürler.

Evlilik terapilerinde zorlu çiftlerin belirgin özellikleri nelerdir?

Kişisel ilişkilerinde davranış tarzları dalgalı bir yapıya sahiptir. Kendilerine ve çevrelerine zarar verecek, vazgeçmekte zorlandıkları, duyarlı oldukları alanlar veya alışkanlıkları vardır.

Çocukluk yaşamlarında travmatik özellikler taşıyan, çözümlenmemiş bazı yaşantılar vardır.

Genellikle bir süredir devam eden, tanı alabilecek psikolojik sorunları vardır.

Zorlu çiftlerde, şimdiki davranış örüntüleriyle ve yaşadıkları sorunlarla geçmişteki travmatik yaşantılarının bağlantısı ciddi bir şekilde vardır. Her bir eş, geçmişteki bu travmatik yaşantılarını yeniden, şimdiki yaşamlarında sorunu sürdürecek şekilde canlı tutarlar. Bu yineleme tarzını evrensel olarak kabul edebiliriz. Yani bildikleri ve öğrendikleri şekilde davranırlar. Kişiler kendi ilişkilerinde geçmişte yaşadıkları sorunlardan sıyrılmak yerine, sorunların adeta yeniden sahnelenmesini sağlarlar. Bu durum özellikle, birbirlerine destek verip, sorunlarını çözmesine yardım edemiyorsa, bu defa, bu sorunlarını arttırarak patolojik bir hale getirebilir. Çift olarak sorunları ile uğraştıklarını düşünürler, ama burada asıl olan, sadece kendilerine ait, geçmişten gelen sorunları ile mücadele ediyor olduklarıdır. Ortak olan kısmı, sadece aynı zaman sürecinde, birlikte ortaya çıkmış olmasıdır, belkide birbirini tetiklemiş olmasıdır. Ancak genellikle bu durumun, yani geçmişin sorunlarını tekrar yaşantıladıklarının farkında değillerdir.

Kişiler yaşadıkları sorunlarının eşi dışında, diğer insanlarla olan ilişkileri için de büyüme ve sorun haline gelme süreci haline dönüşmeye başladığının farkında değillerdir. Yaşamakta oldukları olumsuz süreç nedeniyle, o anda yaşadıkları mutsuzluğa ve tabi ki umutsuzluğa odaklanmışlardır.

Böylesi durumlarda kişiler genellikle, alttan alta, kendi çatışmalarını çözümleme hakkına ve umuduna sahip olmadıkları inancına sahiptirler. Bu duygulanım, çocukluktan itibaren, iletişimlerindeki olumsuz deneyimlerle beslenerek güçlenir. Sorunların yaşandığı bir ailenin içinde büyüyen çocuk, aile içerisinde yaşanan sorunlardan kendine pay çıkarır. Bu sebeple suçluluk duygusu hisseder. Yetişkinlik döneminde de kendi ilişkisindeki sorunları çözmeye çalışırken de, çocuklukta hissettiği bu suçluluk duygusu yine açığa çıkacaktır. Problemlerini çözümlemede umutsuzluk duygusu, bilinçsiz olarak bu duruma ait geliştirilmiş bir utanç duygusu nedeniyle de açığa çıkabilir.

Evlilik terapisi sırasında sık olarak gözlemlenen, tabi ki zorlu çiftlerde, kendi gereksinimlerini ortaya koymakta ve talepte bulunmakta zorlanabildikleridir. Bunun bireysel olarak ortaya çıkmasına neden olacak bir çok sebep olabilir. Olası bir neden olarak, eğer eşlerinden kendileri için herhangi bir talepte bulunursa, sevdiği ve değer verdiği eşine zarar verebileceği kaygısını hissedebilir. Suçluluk duygusu burada ciddi anlamda işlevsel hale gelmiştir. Zorlu çiftlere baktığımızda, eşlerini seçerken, kendi ebeveynlerine psikolojik anlamda benzer yapıda kişileri seçtiklerini de görmekteyiz.

Zorlu çiftler kendi ebeveyn ve buna kardeşlerde dahil edilebilir, daha iyiyi gerçekleştirirlerse suçluluk duygusunu yoğun bir şekilde yaşarlar. Bu çiftlerin bilinçsiz olarak geçmişteki sorunlu yapıyı ısrarla tekrarlamalarının nedeni olarak bu durumu rahatlıkla kabul edebiliriz. Bu durumda, evlilik terapilerindeki çalışmalarda, kişilerin problemi çözmeye yönelik dirençli davranışları anlam kazanır. Üstelik bu sorunu çözmeyi engelleyen duruma terapisti de ortak etme girişimleri rahatlıkla gözlemlenebilir.

Evlilik terapilerine katılan zorlu çiftlerde, birbirini suçlama merkezi rol olarak izlenir. Zorlu çiftler bu konuda özellikle çok duyarlıdır. Bunun da kişilerin duyduğu suçluluk duygusu çıkışlı olduğunu söylemek doğru olur. Zaten kendileri de bunu sözel ve davranışsal olarak ifade ederler.

Genel olarak ikili ilişkilerde kendi gereksinimlerini ifade etmek, bireylerin güçlük yaşadığı bir durum olarak kabul edilir. Bu yazının konusu olan zorlu çiftler, bu konuda daha fazla sıkıntı yaşarlar. Bu da yine çocukluklarında yaşadıkları sorunlarla bağlantılı bir durumdur.

Zorlu Çiftlerde Evlilik Terapisi Süreci

Evlilik terapisi zorlu çiftler için de standart evlilik terapilerinde olduğu gibi, eşlerin her ikisinin de desteklenmesi, beklentilerin belirlenmesi şeklinde planlanır.

Her iki eşin desteklenme ve beklentilerin belirlenmesinden sonra, çiftin, iletişimle ilgili çözümlemelere geçilir; devamında;

Eşlerin birbirlerine karşı iletişim mesajları yorumlanır,

İletişimin tıkandığı yerler üzerinde durulur.

Problem çözme becerilerine yönelik çalışmalar yapılır.

Eşlerin birbirlerinden talepte bulunma,

Gereksinimlerini doğru bir şekilde ifade etmeye yönelik alanlarda çalışmalar yapılır.

Zorlu çiftlerin terapilerinde farklılıklara gelince;

Zorlu çiftlerin katıldığı evlilik terapilerinde, çiftin hassasiyetleri konusunda terapist, çok daha özenli davranmak zorundadır. Her iki eşle iletişimin her alanında çok dikkatli ve doğru mesafeyi tutmaya çaba sarf eder. Çalışmaların gereken durumlarında çifte rol-model olma durumundadır. Dikkatli terapistler, zorlu çiftleri daha ilk seanslarda fark ederek, seansların gidişatını buna göre planlarlar.

Yaşayan ve devamlılık arz eden bir süreç olarak evlilik terapilerinde, terapistler, bu sürecin bir parçası haline gelmek zorundadırlar. Bu parçası olma sürecinde, zorlu çiftlerle çalışırken zaman zaman hatta sıklıkla ilk seanstan itibaren terapistin yaklaşımının yargılayıcı veya suçlayıcı olup-olmadığını görme çabası açığa çıkar. Zorlu çiftlerin yaşamlarında bulunan insanları, buna terapistleri de dahil olacak şekilde düşünebiliriz, sorunlu alanlarına yönelik durumları nasıl provoke ederek, sorunlu alanları nasıl daha yüklü hale getirme çabasında oldukları çalışmalar esnasında rahatlıkla görülebilir.

Her evlilik terapisinde olduğu gibi zorlu çiftlerde de evlilik terapisine katıldıkları çalışmalarda, bireylerin kişisel hedeflerini tanımlamaya yardımcı olunur. Bu tabi ki diğer çiftlere oranla, zorlu çiftlerde daha zor ve sıkıntılı bir süreç olarak göz önüne çıkar. Çünkü bir önceki paragrafta bahsettiğimiz üzere, zorlu çiftler bu çalışmayı olumsuz yöne kanalize etme eğilimindedirler. Bireylerin bulundukları statüyü koruma çabaları –bilinçsiz de olsa- terapi gündemini etkiler. Burada terapist açısından en önemli unsur, birbirlerini dinlemelerini sağlamak, geçmişin bugüne yansımalarını geride bırakmalarını sağlayarak, bugünü algılama ve yaşamalarına destek vermektir. Geçmişi tekrar tekrar yaşamalarını engellemeye yönelik çalışmalar yapılmasıdır. Bu gerçekleştiğinde, çiftin henüz sorunlarını çözmediği ancak, ilişkilerinde yakınlığın kurulduğu ve dostluğa yöneldikleri rahatlıkla görülebilir.

Evlilik terapisinde, her iki eşinde desteklenmesi ve aralarındaki psikolojik anlamdaki çatışmaların çerçevelenmesinin birbirlerini suçlamaktan uzaklaştırdığı büyük bir oranda gözlemlenecek bir unsurdur. Ancak bu sürecin doğru bir şekilde yapılandırılması gerekmektedir. Bunun için en etkili kural, tartışmaların basit, belli konularla sınırlı, süreninde belirlenmiş olmasıdır.

Evlilik Terapistinin Yaklaşımı

Evlilik terapilerinde terapistin rolü çok zordur. Teknik anlamda tam bir profesyonel yaklaşımının olması, olmazsa olmaz bir durumdur. Çünkü evlilik terapileri yaşayan bir süreç olarak planlanır. Terapist bu sürece sonradan katılsa da çok etkili ve doğru yaklaşım göstermesi gereken bir birey olmak durumundadır.

Evlilik terapisti özellikle her iki eşe karşı eşit mesafede durmalıdır. Bunu yaparken profesyonellikten ödün vermeden, objektif yaklaşımından ödün vermemelidir.

Terapistlerin düşünsel ve davranışsal yaklaşımı evlilik terapisine katılan çiftler için yönlendirici bir özellik taşır. Bu nedenle terapistlerin çalışmalar esnasındaki yaklaşımları son derece önemlidir. Terapistin yararlı ve biçimlendirici bir etkisi olduğu her zaman göz önünde tutulmalıdır.

Zorlu çiftler hemen her zaman evlilik terapisine geldikleri ilk seanslarda ciddi anlamda terapisti zorlayacak şekilde davranış örüntüsü sergilerler. Terapistler bu durumu olağan karşılayarak, çözümleyecek bilgi ve donanıma sahiptirler. Bireylerin bu anlamdaki inançlarını ortada kaldırarak en iyi şekilde profesyonel desteği verebilirler.

Zorlu çiftlerle çalışırken bazı durumlarda terapistler, sorunla bağlantılı farklı disiplinlerden de yardım isteyebilirler. Bu son derece olağan ve olması gereken bir durum olabilir. Çiftin terapisinin en sağlıklı şekilde yürütülmesine yardımcı durumlardan biridir.

Evlilik terapilerinde, özellikle zorlu çiftlerle çalışan terapistler, her çift için başarılı olacağını düşündükleri stratejileri planlayarak çalışmaya dahil ederler. Eğer gereken başarıyı sağlayamadıklarını düşünürlerse, yeni bir takım stratejilere baş vurarak gereksinim duyulan profesyonel desteği verme çabasını gösteririler.

KATEGORİ: Makale

Yorumlar