Bireyin cinsel yönelimi bir dereceye kadar, biyolojik yatkınlıklar, genetik yapı, cinsel organlar ve hormonlar tarafından doğumdan önce belirlenir. Ancak bunlar, bireyin cinsel yönelimini tam olarak belirleyememektedir. Bu bilgiyi en net olarakaraştırmacılara gösteren tek yumurta ikizleridir. Tek yumurta ikizlerinin, her zaman cinsel yönelimi 3-4 yaşlarında belli olmaktadır. Kişiliğin cinsel kimlikle ilgili kısımlarının dışa vurumu ise, zaman içerisinde, özellikle ergenlik çağının başlamasıyla gerçekleşmektedir. Cinsel kimlik oluşum süreci üzerinde yapılan çalışmalar, farklılığa aitik duyumların 6-12 yaş civarında açığa çıktığını, ancak çocuk tarafından anlamlandırılamadığını vurgulamaktadır. 12 yaş civarında çocuk, artık çevreden gelen cinsel sinyalleri almaya başlar ve bu konudaki kendini farklı hissetme farkındalığı ortaya çıkar.

Eşcinsellik ile ilgili farkındalık konusunda, çocuklukta beliren, en sık rastlanılan özellikler, erken çocukluk döneminde, toplumsal olarak kabul gören cinsiyet rolünden duyulan rahatsızlıktır. Çocuğun farklı bir duygulanımının olduğunu keşfetmesidir. Erkek çocuklar için, feminen davranış kalıpları, kız çocuklarda, maskülen davranış özellikleri, pek çok birey tarafından, eşcinselliğin gelişimi ile ilişkili olarak algılanır. Bu konudaki çalışmalar, yaş grubuna özel bazı normların oluşturulmasının zorluğu nedeniyle (heteroseksüel normlar, toplumca damgalanma kaygısı, çevresel baskı, eşcinsel duyguların inkarı gibi nedenlerle) çok zor olmaktadır. Ergenlik çağındaki gençler, yaşıtlarının gelişiminin farkındadır ve kendileriyle sürekli karşılaştırma yapma gereksinimi duyarlar. Kendilerinde bir farklılık algılarında, buna özellikle dikkatlerini yöneltirler. Farlılıklar özellikle cinsel kimlik alanlarında ise, onlar için endişe kaynağıdır.

Bireyin cinsel kimliği, sadece cinsel yaşamla sınırlı olarak yaşanmaz. Kişi yaşamının her alanında, tam zamanlı olarak cinsel kimliğini hisseder.

Eşcinselliğin kişide gelişiminin açıklanması son derece karmaşık ve zor bir konudur. Cinsellik, toplum içinde sıradan durumlarda bile konuşulması zor, sınırları olması gereken bir konudur. Böylesi hassas bir konuda, farklılıkların konuşulması daha da zordur. Zaten eşcinsel bireyin konuyla ilgili ilk dönemlerde kafası karışıktır. Birey psikolojik olarak hassas bir süreç içerisindedir. Buna birde paylaşacağı kişinin bu konuya nasıl yaklaşacağı ve tepki göstereceği düşünülmek zorundadır. Bu konunun paylaşılmasından sonra, aradaki iletişiminde nasıl etkileneceği, düşünülmesi gereken bir başka konudur. Ayrıca toplum tarafından reddedilme riski vardır ve bunun sonucunda benlik saygısı zedelenebilecektir. Ayrıca, eşcinsel olduğunu açıklamak ayrı bir olay gibi algılanmamalıdır. Bu eşcinsel kişinin yaşamında bir süreç olarak algılanmalıdır. Cinsel kimlik gelişiminin tüm yönleri gibi, eşcinselliğin keşfi de bir süreçtir. Bu süreçte, birey toplumdaki yeni cinsel kimliğiyle, kendini de keşfetme gereksinimi duyar. Dönemsel olarak bu aşamaları incelersek;

Kimlik Karmaşası

Homoseksüel duygulanımın kendinde kabul süreci öncesi ve zaman zaman sonrasında da birey, toplum içinde heteroseksüel bir kimlikle yaşamını sürdürmektedir. Aynı cinse ilgisini fark etmesi bireyin, kendini sorgulamasını gerekli kılar. Bireyin düşünceleri ve duyguları karışıktır. Durumu algılamak ve duygularını yorumlayabilmek için zamana gereksinim duyar.

Kimliğin Karşılaştırılması

Bu süreçte artık birey, “Ben eşcinsel miyim?” diye düşünmeye başlamıştır. Kendisinde farkına vardığı duygulanım nedeniyle, heteroseksüel olarak yaşadığı dönemdeki rahatlık ortadan kalkmıştır. Nasıl davranması, yaşamının bundan sonrası ile ilgili ne yapması, nasıl planlaması gerektiğine yönelik net bilgileri yoktur.

Kimliği Tolere Etme

Kimliği tolere etme sürecinde, artık birey eşcinsel olduğunu kabul etmiştir. Düşünce olarak, “eşcinsel” olmak doğallaşmıştır. Artık diğer eşcinsellerle iletişim kurmak ister. Bunun nedeni, eşcinsel yaşamla ilgili bilgi almak gereksinimi duymasıdır. Yaşadıklarını ve hissettiklerini paylaşmak ihtiyacı duymaktadır. Bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken çok önemli olan nokta, kendisi gibi hisseden diğer eşcinsellerle kuracağı iletişimin kalitesi ve içeriğidir. Bu düzeyde iletişimin kalitesi, bireyin yaşam tarzını etkileyecek kadar kritik bir durumdur.

Kendini Kabul

Kendini kabul etme süreci, eşcinsel bireyin farkındalık düzeyinin yüksek olduğu bir dönemdir. Kişi bu dönemde, “Ben eşcinselim” diyebilmektedir. Artık cinsel kimliği olarak “eşcinselliği” kabullenmiştir. Kabul düzeyinin yüksek olduğu bu dönemde, eşcinsel birey, kendi iç dünyasında, kendiyle ilgili duygu ve düşüncelerinin yerleşmesiyle, kafa karışıklığını “bu konuda” çözmüştür. Eşcinsel birey bu anlamda artık rahatlamıştır denebilir.

Cinsel Kimlikle İlgili Memnuniyet

Bu süreci eşcinsel kişi, cinsel kimliği ile ilgili yaşantısının şekillenmesi olarak algılar. Eşcinsel kişinin bu algıları, yeni cinsel rolü ile ilgili özdeşleşmeler yapmasını sağlar. ayrıca, gereksinimlerine uygun olacak şekilde yüceltme mekanizmalarını da devreye sokar. bu dönemde bireylerin, eski algılarının değişerek, eşcinsel bireyleri daha yücelttikleri, heteroseksüelleri ise daha olumsuz örneklerle eşleştirdikleri ve algılarının bu yönde farklılaştığı görülür. Eşcinselliğin birey tarafından kabul edilmesinden sonra mutluluk ve kendini iyi hissetme duyguları artar. Başa çıkma mekanizmaları üzerine harcanan enerji, psikolojik olarak kendini geliştirme konularına yönlendirilmeye başlar. Bu gelişim süreci kişiden kişiye doğal olarak farklılık gösterecektir.

Eşcinsellik Kimliğinin Sentezi

Eşcinsel birey artık bir önceki dönemdeki keskin ayrımcılıktan uzaklaşır. Bireyleri, eşcinseller veya diğerleri gibi, birbirine karşı gruplar olarak algılamaktan ve değerlendirmekten vazgeçerek daha rasyonel bir yaklaşım gerçekleştirir. Her iki cinsel kimlikteki kişilerin olumlu ve olumsuz niteliklerinin olduğunu algılar. Artık eşcinsel kimliği bu aşamayla birlikte gelişimini tamamlamış olur.

Kadın ve Erkakte Eşcinsel Kimlik Gelişimi Farkları

Kadın ve erkekte eşcinsel kimliğin gelişimi farklıdır ve ayrıca incelenmelidir. Yapılan araştırmalar (psikolojik ve sosyolojik) cinsel kimliğin kadında, erkekler kadar sabit olmadığını göstermiştir. Buradaki fark, erkek eşcinseller için, erotik çekimi hissetmek ve cinselliğe yönelik davranış daha fazla önem taşırken, kadın eşcinseller için sevgi ve duygusal bağlılığın daha ön planda olmasıdır.

Eşcinsel erkeklerle kadınlar arasındaki bir başka farklılık ise, erkek eşcinsellerin cinsellikle ilgili duygulanımlarını karşı cinse göre daha fazla inkar ederek, değişik açıklamalarla geçiştirmeye çalışmalarıdır. Kabullenme süreçlerinin uzaması, bu kişilerin özellikle kendi sağlıklarını koruyacak tedbirler almalarını önlemekte ve risk almalarına neden olmaktadır.

Eşcinselikte İkili İlişkiler

Eşcinsel ilişkinin yaşanmaya başlamasıyla, özellikle eşcinsel erkeklerde bazı sorunlar açığa çıkar. Burada temel sorun, eşcinsel erkeğin, güvenilir bir rol-model bulamayışıdır. Bu durumda kişi, kendini izole edilmiş ve davranışları açısından kararsız hisseder.

Hem kadın, hem de erkek eşcinseller toplum içinde yerleşmiş mitlerden, özellikle, “mükemmel ilişki” mitinden çok etkilenirler. Bu da, kişilerin birbirlerinden ve ilişkilerinden beklentilerinin çok yüksek olmasına neden olur. Beklentilerin çok yüksek olması da, ilişkilerinde rasyonel beklentilerin dışına çıkılmasına ve hayal kırıklığı yaşanmasıyla sonuçlanır.

Buradaki gereksinim, kişinin, hissedilen farklılaşma ile sevgi bağı arasında kurulacak bir dengedir. Birey tarafından kurulan ilişkide farklı rollerin olduğu keşfedilmeli ve kabul edilmelidir. Karşılıklı olarak, yaşam düzenleri üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Doğal olarak, ilişkinin sınırlarını belirlemeye ihtiyaç duyulur. Beraberliğin gizlilik derecesinin veya hangi derecede bir gizliliğin olması gerektiği konusunda da anlaşmaya varmak önemlidir.

Bazı erkek eşcinsellerde, geçmişte yaşanan travmatik yaşantılardan kaynağını alan suçluluk duyguları açığa çıkabilir. Bu tür sorunların varlığı kişinin aşırı tepkisel davranışlar göstermesine neden olabilir. Bunun tam tersi olarak, kişinin kendi içine dönmesine veya içe yönelmesine, çevresindekilerle ilişkilerinde kendilerini geri planda tutmalarına da neden olabilir. Bir başka açığa çıkma şekli de, kişinin travmatik yaşantıların tekrar açığa çıkmasını tetikleyecek ortam oluşturma veya davranış şekilleri geliştirmeleri şeklinde de olabilir. Bu sıralananlar isimlendirilmek istenirse, “yıkıcı gizli inançlar” olarak tanımlamak mümkündür.

İkili ilişkilerin başlangıcında olan eşcinsel çiftlerde, ilişkinin gelişimine fırsat verecek tarzda çatışmalarla baş etmeye çalışılmalıdır. Bu tür durumlarda kişiler, bireysel farklılıkların hem hoşa giden hem de rahatsız edici olduğu gerçeğini algılarlar. Zaman içerisinde hoşa giden farklılıklar daha sonra sinirleri bozan bir özellik haline gelebilirler. Aslında bu durum sadece eşcinsel çiftlere özel bir durum değildir. Heteroseksüel çiftler de bu konuda aynı durumu sıklıkla yaşayabilmektedir.

KATEGORİ: Makale

Yorumlar