Anne babanın boşanması, her şartta çocuklara zarar veren bir durum değildir. Çocukların zarar görmemesi, anne ve babanın boşanma sürecindeki davranış tarzları, boşanma gerçekleştikten sonraki yaşam tarzları, ilişkilerini nasıl sürdürdükleri ve tabi ki çocuklarla ilgilenmeye devam etmeleri şartlarıyla gerçekleşebilir.

Anne-baba olarak, çocukların bu yeni duruma uyum sağlamaları, ebeveynin destek olma konusunda bilinçli davranmalarına bağlıdır. Boşanma sürecinde, bir çok anne-babanın yaşadıkları, kendileri için de bu çok zor olan dönemde, çocuklarına ihtiyaç duydukları ilgiyi gösterebilmeleri ve tutarlı davranabilmeleri çok önemlidir. Ebeveynlerin bu konuda kendilerine güven duymaları ve sorunları çözmede kararlılıkla davranmalarına ciddi anlamda gereksinim vardır.

Boşanma konusunda çocuklara destek vermek için yapılması gerekenlerin bilincine varılmalıdır. Bilinçli davranımlar anlamında anne-baba olarak ilk aşamada yapılması gerekenler;

– Boşanmanın anlamının çocuklara anlatılması,

– Boşanmanın kendilerini ve yaşamlarını ne şekilde etkileyeceğini, yaşlarına uygun seviyede çocuklara anlatmak,

– Boşanma sonrasında da anne-baba tarafından sevilecekleri ve yaşamlarının güven altına alınacağının çocuklara anlatılması,

– Boşanma sonrası her iki ebeveynle sıcak ve güvenli ilişkinin sürdürülebilmesi için çocukları desteklemek,

– Boşanma sonrası, eski eşle ilgili sorunları çocuklara yansıtmamaya çaba sarf etmek,

– Boşanma sonrası, çocuklarla ilgili konularda eski eşle iş birliği yapmak,

– Boşanma sonrasında da çocukların her iki ebeveyn için çok değerli olduklarını onlara anlatmak ve hissettirmek,

– Boşanma sonrası, çocukların psikolojik anlamda profesyonel destek almalarını sağlamak,

olarak sıralanabilir.

Boşanmalarla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda, anne-babaların sadece çocuklar için bir arada kalmasının, onların yaşamında çok etkili olmadığını vurgulamaktadır. Hatta bu şekilde sürdürülen evliliklerin çocukları çok daha olumsuz etkileyebileceği belirlenmiştir.

Eşler arasındaki anlaşmazları, aynı evin içinde yaşayan, hele de belli yaşlara gelmiş çocukların fark etmemesi mümkün değildir. Boşanma kararını öğrenen çocuk, yaşamı ile ilgili güven duygularını kaybedebilir. Özellikle çatışmaların yaşandığı bir boşanma sürecinde, çocukların yaşadığı psikolojik sorunları, “Akut Stres Bozukluğu” başlığı altında toplamak mümkündür. Akut Stres Bozukluğu, kendini üç aşamada gösterir. Bu aşamalar;

– Mutsuzluk duygulanımı ve yaşadıklarının protesto edilmesi,

– İçe kapanma,

– Sıkıntı, kilo kaybı, uyku bozuklukları vb belirtiler,

dir.

Akut Stres Bozukluğu yaşayan çocuklar bu süreçte birlikte yaşamadığı ebeveynle görüşmek istemeyebilir. Yaşamlarındaki diğer yetişkinlerden gereksinimlerinden fazla talepte bulunabilirler.

Boşanma sonrası çocukların velayeti daha yüksek oranda annelerde kalmaktadır. Maalesef, babalar boşanma sonrası çocukların yaşamından annelere göre daha kolaylıkla ayrılabilmektedir. Anne ve babaların özellikle farkında olmaları gereken durum, bir çocuğun yaşamında anne veya babanın yerini hiçbir şekilde doldurmanın mümkün olmadığıdır. Çünkü çocuğun yaşamında, anne ve babanın rolleri birbirini tamamlayıcı bir özellik taşır. Burada önemli olan, çocuğun evden ayrılan ebeveynin, rol-model olmasından mahrum kalmasıdır.

Boşanma Çocuklara Nasıl Açıklanmalı

Anne ve babanın vermiş oldukları boşanma kararını çocuklarına açıklama şekli, çocuğun bu zor süreci nasıl karşılayacağı ve bununla nasıl baş edebileceğini belirler.

Bu ciddi kararın çocuklara açıklanmasında, çocuğun bu konuşmaya anne- baba tarafından hazırlanması çok önemlidir. Bunun yanı sıra, anne-babalarında bu konuda, çocukların soracakları sorulara verecekleri uygun cevapları hazırlamaları gerekmektedir.

Boşanma kararının açıklanmasında özellikle vurgulanması gereken nokta, anne babalarının ayrılık kararında herhangi bir sorumluluklarının olmadığıdır. Özellikle küçük yaştaki çocuklar, gerçeğe dayanmayan pek çok sebeple, anne- babalarının boşanmasından kendilerini sorumlu tutarlar.

Boşanma konusunda çocuklarla konuşurken, anne-babanın mümkün olduğunca dürüst davranması özenli olmaları çok önemlidir. Özellikle çocuğun hangi ebeveynle, neden kalması gerektiği çok açık bir şekilde anlatılmalıdır. Çocukla konuşma net ve açık olarak gerçekleştirilmelidir. Anne ve babanın her zaman çocukların yaşamında olacağı, çocuğa açıklanmalıdır.

Anne ve baba olarak, boşanma kararının çocuklara açıklanmasından sonra çocuklar sessiz ve tepkisiz kalabilirler. Bu tepkiyi, çocuğun olayı kabullendiği veya zorluk çıkarmayacağı şeklinde yorumlamamak gerekir. Bu tür bir davranış, çocuğun olayı inkar ettiği anlamına gelir. Boşanma konusunu, ebeveynin bu dönem içerisinde sık sık fırsat yaratarak, çocuklarla konuşmaları gerekmektedir. Tabi ki bu konuşma çocuğun anlayacağı dilde, güven oluşturucu ve diğer eşi kötülemeyecek bir içerikte olmalıdır.

Boşanma süreci başladıktan sonra, özellikle çocuğun bu durumu kabullenebilmesi ve kendine olan güvenin sürdürülmesi için ev içindeki düzenin, kuralların, alışkanlıkların, kısaca yaşama yönelik tavrın sürdürülmesi önemli bir olgudur.

Boşanma gerçekleştiğinde, çocukların yaşam tarzlarını olumsuz etkileyecek düzenlemeler ve olayların, mümkün olduğunca önüne geçmek yararlı olacaktır. Yaşamdaki değişikliklerin çocuklara nasıl yansıyacağı ve etkileyeceğinin özellikle düşünülmesi ve özenli davranılması, gereken tedbirlerin alınması çok önemlidir.


Çocukların Boşanmaya Karşı Tepkileri

Anne-baba çocuklarına boşanma kararı açıklandığında, hemen tüm çocuklar bazı ortak tepkiler gösterebilirler. Çocukların, bu süreç doğru yönlendirilmezse, bazı psikolojik sıkıntılar yaşaması kaçınılmazdır.

Çocukların, boşanma konusunun kendilerine açıklanmasından hemen sonra, bu konu ile ilgili duygularını algılaması, kendi içinde doğru bir şekilde yorumlamasını desteklemek gerekmektedir. Eğer çocuklar bunu gerçekleştiremezlerse, depresyon, endişe, ayrılık endişesi, dikkat ve performans kaybı, içe kapanma, dikkat çekme isteği, yalan söyleme, isyankar davranışlar gibi olumsuz bazı durumlar ortaya çıkabilir. Bu süreçle çocuğun baş etmesine yardımcı olunmazsa, yaşamı boyunca sürecek bazı olumsuz özellikler kazanabilir. Kendine güven, insanlara güven ve ikili ilişkilere yönelik sorunları olabilir. Çevresine karşı aşırı talepkar ve sürekli ilginin üzerinde olmasını isteyen kişilik yapısı geliştirebilir.

Hemen bütün çocuklar, anne-babanın ayrılık kararını duyduğunda ilk anda korku duygusuna kapılırlar. Bu duygu çocuğun yaşı ile de doğru orantılı olarak gelişir. Okul öncesi çağı çocukları, özellikle artık eskisi kadar sevilmeyeceği duygusunu daha yoğun yaşar. Ağlayarak, birlikte kaldığı ebeveyne kaybetme korkusuyla daha çok düşkünlük gösterebilir, terk edilme kaygılarına kapılabilir.

Çocuklar yaşananlarla ilgili üzüntülerini çok farklı şekillerde ifade edebilirler. İçe kapanmak, her zamankinden daha az konuşmak, çizdikleri resimlerin içeriklerinin değişmesi, çevreye karşı ilgisizlik gibi faklı şekillerde kendilerini ifade edebilirler. Özellikle erkek çocuklar üzüntülerini ifade etmekte, kız çocuklarına göre daha çok zorlanabilirler.

Çocukların bu tür yaşantılarda kuvvetle hissettikleri duygu öfkedir. Öfkenin ifadesi, çocukların kişilik yapılarına, yaşlarına ve aile içinde yaşananlara göre değişir. Erkek çocuklar daha ağırlıklı olarak, öfkelerini çevresindekilerle kavga ederek, kırıp dökerek, sorumlu tuttukları ebeveynlere yönelik kavgacı bir tutum sergilerler. Bazı çocuklar öfkelerini içe kapanarak, konuşmayarak ifade ederler.

Boşanma olaylarında bazı çocuklar, anne-babanın ayrılmasında kendilerine pay çıkartarak, kendilerini suçlu hissederler. Bu düşüncenin temelinde çocuğun kendisini dünyanın merkezi olarak algılaması yatar. Çocuğun bu duyguyu sürekli hale getirmemesi için, yaşına uygun bir ifade tarzı ile anlatılması veya profesyonel destek yardımı ile durumu daha doğru algılamasına yardımcı olunmalıdır.

Boşanma sürecinin başlamasıyla çocuklarda ortaya çıkabilecek tepkiler arasında, yaşından daha geride kalmış olan bir döneme gerileme ortaya çıkabilir. Gerileme yaşayan çocuklarda, parmak emme, altını ıslatma inatlaşma, agresif davranış özellikleri gibi bazı gerileme belirtileri gözlemlenebilir.

Bu döneme ait problemlerle baş etmeye çalışan çocuklarda uyku bozukluklarının ortaya çıkması da sık rastlanan bir durumdur. Uyku bozuklukları, kabuslar görme şeklinde olabileceği gibi, çocuk, uyurken terk edilme kaygısıyla, uyumayarak, karşı tepki geliştirebilir.

Boşanma sürecinde, çocukların okul başarısında düşüş veya okula gitmekte isteksizlik görülebilir. Okul arkadaşlarıyla ilişkilerinde bozulmalar gözlemlenebilir.

Çocukların bir bölümünde ise, fiziksel anlamda bazı sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bu fiziksel sıkıntılar, baş, göğüs, mide ağrıları veya kramplar şeklinde kendini gösterebilir. Bu tür sıkıntılar çocuğun yaşanan sürece ait duygularını yeterince ifade edemediğinin belirtisidir.

Çocukların boşanma sürecinde yaşananlara yönelik duygulanımları ile ilgili bir başka tepki tarzı da yeme bozuklukları olarak isimlendirilebilir. Yeme bozukluklarının içine, alınan besinin azlığı kadar, yaşadığı strese dayalı, aşırı yeme davranışı da gözlemlenebilir.

Burada bahsedilen olumsuzlukların ortaya çıkmaması veya ortaya çıktığında en kısa sürede çözümlenebilmesi, yazının başında da belirtildiği üzere, anne-babaların yaşananlara yaklaşım tarzları ve çocuklara karşı davranış şekilleri ile değişecektir.

KATEGORİ: Makale

Yorumlar